Dijital Ekosistemler

Dijital ekosistemler, bana Einstein’ın “Doğanın derinliklerine bakınız, orada her şeyi daha iyi anlayacaksınız!” sözünü çağrıştırır. Doğadaki ekosistemlerde yaşadığımız, gözlemlediğimiz paylaşımcı, adapte olan, açık, kendi kendine organize olup, gelişen, biri birlerini besledikçe güçlenen, gerektiği şekilde evrimleşen yapılar, günümüzün dijital yapılarının da ilham kaynağı…

Her geçen gün daha da dijitalleşen yaşam alanları, dijital ekosistemlerin, önemini ve etkisini giderek artıyor. Bir yandan değişen müşteri davranışları, artan kanallar, bir yandan teknolojinin sunduğu bağlantılı, kesintisiz, adapte olabilen, güvenli, esnek yapılar dijital ekosistemleri hem cazip ve hem de mümkün kılıyor.

Dijital ekosistemler çok genel anlamı ile birbirleri ile kesintisiz, bağlantılı etkileşimde bulunan insanlar, cihazlar, veri, süreçler, firmalar, fikirler, teknolojiden oluşuyor. Örneğin bir tüketici bir dijital platformu kullandığında, bir satın alma yaptığında, o tek bir platform gibi görünen yapıdan, aslında çok sayıda firmanın servisine, çözümlerine ulaşıyor. Hayat tüketici için kesintisiz, kolaylıkla akarken, alt tarafta oluşan iş modelleri, işbirliği yapıları, teknolojik güvenli ve açık sistemler buna olanak sağlıyor ve yeni bir ekonomik model de yaratıyor.

Örneğin; internette ev satın almak için bakarken, bir bankanın hemen orada size kredi başvurusu yapma imkânı vermesi ve hatta kredi onayı vermesini sağlayan yapılar, dijital ekosistemler. Ya da son yıllarda hayatımıza girmeye başlayan İnternet bağlantılı arabalarla (connected arabalar) sunulan pek çok hizmet de öyle… Aracınızla ilerlerken, sürüş sürenize göre yorgunluğunuzu tahmin edip, en yakın Restaurant’ı puanlamaları ile birlikte size söyleyip, önden çorbanızı sipariş etmenizi sağlayan ve hatta uzaktan mobil ödemenizi yapabilmenize olanak sunan, sadakat puanlarınız varsa, hemen onları da hatırlatıp kullandırabilen yapılar, birlikte uyumla, kesintisiz çalışan dijital ekosistemlerle mümkün.

Dijital ekosistemleri zorunlu kılan unsurlar arasında tüketici beklentilerinin değişiminin önemi büyük. Bununla birlikte, uzmanlaşma ihtiyacı ve işbirliklerinin yaratıcı, kaynakları zenginleştirici gücü de öne çıkıyor. Giderek derinleşen ve çeşitlenen teknolojik çözümler, firmaların tek başlarına her şeye hakim olmasını zorlaştırıyor. Teknolojinin bir alanında uzman bir firma, aynı zamanda esnek ve açık sistemlerle kolaylıkla diğer firmalarla konuşan dijital yapılarla entegre olabiliyor. Open API yapıları bugün, işbirliği ile dijital iş modellerinin zenginleşmesine olanak sunuyor.

İşbirlikleri, müşteri ihtiyaçlarını daha iyi anlamamıza da yardımcı oluyor. Veri ekosistemleri üzerine kurulu, sektörler üstü yapılar, tüketici tercihlerini daha iyi anlayıp, müşteri deneyimlerinde kişiselleşmeyi zenginleştirmemize olanak veriyor. Örneğin bir firma müşterisini tek başınayken ancak kendi müşteri temasları ile tanırken, ortak bir platformda bulunduğunda, tüketici izni dahilinde, müşterilerini daha iyi tanıyabiliyor. Tüm Dünya’da müşteri deneyimi ana odak noktasında. Peki hangi müşterimizin deneyimi… Her tüketici farklı bir deneyim, dolayısı ile kişiselleştirme beklentisini yansıtıyor. Bu noktada müşteriyi tanımak için veri ekosistemleri ve Yapay Zeka/Makine öğrenmesi, kişiselleşmiş deneyim tasarımı ve uygulaması için önemli imkanlar sunuyor.

Dijital ekosistemler, inovasyon için de zengin ortam sağlıyor. Şirketler kendi başına belli bir hız ve daha kısıtlı kaynaklarla yenilikler yaratıyor. Oysa birlikte var olmanın, paylaşmanın tadını, gücünü görenler, işbirlikleri ile işi başka bir boyuta taşıyanlar, her geçen gün dijital ekosistemler dünyasında kendisini gösteriyor. Sonuç olarak, bir veya bir kaç sektörü etkileyen, değiştiren yeni iş modelleri geliştirmek mümkün oluyor.

Bugün gençler dijitale doğdu ve hayatlarının doğası böyle diyoruz. Yeni kurulan girişimler için de durum aynı. Dijitalle doğan bu firmalar, zaten bu teknolojik yaklaşımları ve açık, paylaşımcı iş modellerini maksimize ediyorlar ve şirket DNA’larında da bu yaklaşım kültürünü yayıyorlar. Bu resimde asıl işi zor olanlar kurulu yapıları olan, eskiden beri var olan büyük firmalar. Sadece teknolojik açıdan değil, aynı zamanda kurumsal kültür olarak adapte olunması gereken bir sürecin içine giriyorlar. Geçmişte başarılı olan modeller, bu yeni dünya gerçeğinde değişim gerekirken, tersine cesareti azaltabiliyor. Geçmiş başarılar, daha korumacı yaklaşımlara neden olabiliyor. Bugün pek çok kurum bu anlamda transformasyon sürecinde. Tam da bu nedenlerle, dijital dönüşümün, bir nevi teknolojik olarak bir üst seviyeye geçmek olmadığını, asıl özünün strateji, yeni iş modelleri, yeni iş yapış şekilleri ve kurum kültürüne dair bir dönüşüm olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Dijital ekosistemlerde etkin rol oynayan firmalar için hangi sektörde yer alıyorsunuz sorusunun çok sayıda cevabını almak mümkün. Çünkü artık sektörleri aşan, sektörler üstü yapılarla karşı karşıyayız. Örneğin, bir platform sosyalleşme, mesajlaşma amaçlı kuruluyor. Giderek ürün hizmet de satan bir mağazaya dönüşüyor. Sonra aynı platformda, bizim de katkılarımızla ya da tercihlerimizi tanımaya başlamasıyla, yepyeni ürünler tasarlanıyor. Platform giderek hayatımızı organize etmemizi sağlayan servisler sunmaya başlıyor.  Örneğin rezervasyon yapıyor. Bize ait bir sesli asistan sunuyor. Tüm bunları açık sistemlerin platform üzerinde kesintisiz entegre olması ile hayata geçiriyor.

Bir araba artık bir araba olmanın ötesine geçmeye başladı bile. Ama daha işin başındayız. Yakında otonom araçlarla, arabada sadece oturarak giderken oluşan o boş vaktimizde, pek çok farklı endüstrinin hizmet ve ürünlerini arabamızdan alma imkanımız daha da artacak. Eğlenceden, sanal toplantılara, eğitimden, spora… sektörler üstü deneyimler arabanızdan kesintisiz ve uyumla eriştiğiniz bir dijital ekosistemde…

Dijital ekosistemlerin güçlenerek yaygınlaşması için güvenlik ve regülasyonlar kritik unsurlar. Bilgi güvenliğinin sağlanması yanı sıra, platform oyuncularının güvendiği, şeffaf ortamlar öne çıkıyor. Bu noktada blockchain yapıları devreye giriyor.

Yapay zeka, nesnelerin interneti, chatbot’lar, blockchain, Open API yapıları, mobil, internet erişim hızındaki artış bu dünyada özellikle öne çıkan teknolojik unsurlar. Yapay zekanın deneyimi kişiselleştirme açısından önemine değinmiştik. Bu noktada görsel tanıma ve özellikle ses tanıma ve sesle hizmet de odaklanılması gereken konular. Genç nesil için ses müşteri deneyiminin olmazsa olmazı konumuna gelmiş durumda. Sesli asistanlar bugün giderek yayılıyor. Yapay zekanın geldiği boyut, yakında düşüncelerimizden etkileşime geçtiğimiz dijital ekosistemlerle bizleri buluşturacak.

Tüm bunlar çok güzel, her geçen gün daha da heyecan veren gelişmelere ortam sunuyor. Bu heyecanlı gelişmeleri yaşarken, hepimize bir hatırlatma ile bitirelim…Dijitalleşmenin getirdiği bu yeni dünyanın, insanlığa, yaşama, doğamıza saygılı bir felsefe ile gelişmesine özen göstermek de, hepimizin görevi.

Dijital Ekosistemler / Hülya Varlık- TANI CEO

“Bu yazı CX Mag 60. sayısında yayınlanmıştır.”

Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *